Yazarken öğrendim ki bir kitabı bitirmek başlamaktan çok daha zor. Her ‘Tamam artık bu sefer bitti’ dediğimde kitabın eksik bir tarafı ortaya çıktı. Onu tamamlarken bir başka eksik yönü gözüme ilişti. Uzun bir zaman bu böyle sürüp gitti.

Yazmaya bir fikirle başladım, yalın bir fikir; iş görüşmelerinin profesyonelce yapılmasına yazarak katkı sağlamak istiyordum. Şimdiye kadar eğitim vererek sağladığım katkıyı, yazarak da yapmak istiyordum. Ama ne bir plan vardı ortada, ne de kurgu. Sadece hikayeler yazmak istediğimi biliyordum.

Hikayelerin içerikleri önceden belli değildi, her şey yazdıkça şekillendi. Karakterler yazdıkça ortaya çıktı; davranışları, söylemleri yazdıkça gelişti. Karakterlerin ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını, olayların nasıl gelişeceğini çoğu zaman ben de bilmiyordum. Yazdıkça ortaya çıktı her şey. Onlar yaptı ben yazdım, onlar söyledi ben yazdım.

Yazdıklarımla zaten var olanı yeniden keşfetmek sevdasında değilim. Benim ki sadece var olanı hikayeleştirmek.

Bu kitap uzunca bir zaman diliminde farklı şehirlerde ve mekanlarda yazılarak ortaya çıktı. Yazılarımı elimden düşürmediğim dönemler olduğu gibi, hiç elimi sürmediğim dönemler de oldu. Öğrenme serüvenime anlamlı bir katkı sağlayan bu kitabı yazarken çok keyif aldım, çok eğlendim.

İnsan Kaynaklarının tüm fonksiyonlarının olduğu gibi seçme değerlendirmenin de profesyonelce yürütülmesi gerektiğini biliyor ve buna yürekten inanıyorum. Bu anlamda çorbada benim de tuzum olacaksa ne ala.

İstanbul, Altunizade

Şubat 2011